Kabala’da Ruh Nedir? Nefeş, Ruah ve Neşama Arasındaki Fark

Kabala’da “ruh” denildiğinde tek ve değişmez bir yapıdan söz edilmez. İnsan, yalnızca bedenden ve ona sonradan eklenmiş görünmez bir ruhtan oluşan basit bir varlık olarak ele alınmaz.

Kabalistik düşüncede insanın içsel yaşamı katmanlıdır.

Bu nedenle Nefeş, Ruah ve Neşama kavramlarını anlamadan Kabala’nın insan anlayışını kavramak oldukça zordur.

Peki bu üç kavram neyi ifade eder?

Ve daha önemlisi: İnsan neden farklı ruh düzeyleriyle tanımlanır?

Kabala’da Ruh Tek Bir Şey Değildir

İbranice metinlerde Türkçeye çoğu zaman “ruh” diye çevrilen birden fazla kelimeyle karşılaşırız.

Bunların en önemlileri:

Nefeş – נפש
Ruah – רוח
Neşama – נשמה

Bu kelimeler birbirinin eş anlamlısı değildir.

Her biri insanın varoluşunun farklı bir boyutunu ifade eder.

Bu ayrım, Kabala’nın temel düşüncelerinden birini anlamamızı sağlar:

İnsan yalnızca yaşayan bir varlık değildir; farklı bilinç ve idrak düzeylerini taşıyabilecek bir varlıktır.

Nefeş – נפש

Nefeş, insanın yaşamsal düzeyiyle ilişkilidir.

Bedenin yaşamını sürdürmesi, hareket, dürtüler, temel arzular ve maddi dünyayla kurulan bağ bu düzeyde değerlendirilir.

Bu nedenle Nefeş’i yalnızca “ruh” diye çevirmek kavramın anlamını daraltabilir.

Nefeş, insanın dünyadaki canlı varoluşuna en yakın katmandır.

Yemek yemek, korunmak, sahip olmak, hazza yönelmek ve tehlikeden kaçmak gibi yaşamı sürdüren temel eğilimler bu düzeyle ilişkilendirilebilir.

Fakat Nefeş kötü değildir.

Kabala açısından mesele bedensel yaşamdan kaçmak değil, insanın içindeki farklı güçlerin doğru düzen içinde çalışmasını sağlamaktır.

Ruah – רוח

Ruah kelimesinin temel anlamlarından biri “rüzgâr” veya “nefes”tir.

Fakat Kabalistik düşüncede Ruah, insanın daha içsel bir düzeyini ifade eder.

Duygular, ahlaki yönelim, kişinin kendisiyle hesaplaşması ve davranışlarını değerlendirebilmesi bu alanla ilişkilendirilir.

Burada insan artık yalnızca:

“Ne istiyorum?”

sorusunu sormaz.

Bir başka soru ortaya çıkar:

“Neden istiyorum?”

İşte bu küçük değişim çok önemlidir.

Çünkü insan ilk kez kendi arzusunu gözlemleyen bir konuma geçmeye başlar.

Arzu hâlâ vardır.

Fakat artık insan yalnızca arzunun peşinden sürüklenen varlık değildir.

Onu görebilen bir bilinç ortaya çıkmaya başlamıştır.

Neşama – נשמה

Neşama, daha yüksek idrak düzeyiyle ilişkilendirilir.

Burada mesele yalnızca davranışları kontrol etmek veya duyguları düzenlemek değildir.

İnsan varoluşun anlamını sorgulamaya başlar.

Ben kimim?

Neden buradayım?

Yaratılıştaki yerim nedir?

Gördüğüm dünyanın ardında nasıl bir düzen vardır?

Bu sorular insanı yalnızca gündelik hayatın sınırları içerisinde bırakmaz.

Bilincin yönü değişmeye başlar.

Kabala açısından Neşama kavramının önemi tam da burada ortaya çıkar.

Neşama, insanın daha yüksek olanı idrak edebilme kapasitesiyle ilişkilidir.

Nefeş, Ruah ve Neşama Birbirine Karşı Değildir

Burada önemli bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmak gerekir.

Nefeş kötü, Neşama iyi değildir.

Kabala insanın alt düzeylerini yok etmeyi öğretmez.

Amaç düzenlemektir.

Bir ağacın kökleri nasıl toprağın içinde olmak zorundaysa insanın maddi yaşamı da varoluşunun bir parçasıdır.

Sorun toprağa sahip olmak değildir.

Sorun, ağacın yalnızca kökten ibaret kalmasıdır.

İnsan gelişmeye başladığında Nefeş ortadan kaybolmaz.

Onun üzerine başka idrak düzeyleri açılır.

Bu nedenle Kabalistik gelişimi bir merdivene benzetebiliriz.

Alt basamak yok edilmez.

Üzerine çıkılır.

Peki Ruh İnsana Hazır Olarak mı Verilir?

Bu soru Kabala’nın en ilginç meselelerinden birine götürür.

İnsan dünyaya belirli bir potansiyelle gelir.

Fakat bu potansiyelin açılması otomatik değildir.

Bilincin gelişmesi, insanın kendi arzularını tanıması, davranışlarını gözlemlemesi ve varoluşun daha derin yapısını araştırması gerekir.

Bu nedenle Kabala yalnızca okunacak bir bilgi sistemi değildir.

Bilgi, insanın kendi üzerinde yaptığı çalışmanın aracına dönüşür.

Bir kavramı bilmek ile o kavramın temsil ettiği bilinç düzeyini yaşamak aynı şey değildir.

Kabala’nın dönüşüm yolu olarak görülmesinin nedenlerinden biri de budur.

Hayat Ağacı ile Ruh Arasındaki Bağlantı

Burada önceki yazımızda ele aldığımız Sefirot ve Hayat Ağacı yeniden karşımıza çıkar.

Hayat Ağacı yalnızca kozmolojik bir şema değildir.

Aynı zamanda insanın içsel yapısını anlamak için kullanılan bir haritadır.

Sefirot arasındaki ilişkiler; irade, idrak, duygu, sınır, denge ve eylem gibi insanın içinde de karşılık bulan güçleri gösterir.

Dolayısıyla Hayat Ağacı’na baktığımızda yalnızca “Evren nasıl yaratıldı?” sorusuyla karşılaşmayız.

Aynı zamanda çok daha kişisel bir soru ortaya çıkar:

“Ben nasıl oluşuyorum?”

Ve belki Kabala’nın en önemli sorularından biri de budur.

Çünkü insan dışarıdaki düzeni araştırırken, aynı düzenin izlerini kendi içinde keşfetmeye başlar.

Ruh Bir Sonuç Değil, Bir Yolculuktur

Nefeş, Ruah ve Neşama ayrımı bize önemli bir şey söyler:

İnsan tamamlanmış bir varlık değildir.

İçinde gelişebilecek, genişleyebilecek ve daha derin idrak düzeylerine ulaşabilecek bir potansiyel taşır.

Bu nedenle Kabala’da insanı anlamak, yalnızca “Ruh nedir?” sorusunun cevabını öğrenmek değildir.

Asıl mesele şudur:

İnsan, kendisine verilmiş yaşamı hangi bilinç düzeyinde yaşayacaktır?

Belki de ruh üzerine sorulabilecek en önemli soru “Ruhum var mı?” değildir.

Daha güçlü bir soru vardır:

İçimde bulunan potansiyelin ne kadarını açığa çıkarıyorum?

Kabala’nın insanı kendi içine yönelten yolculuğu tam da bu soruyla başlar.


WhatsApp Abonelik Başlat
Hemen Arayın